Namazın niteliği, vakti ve rekât sayısı!

2007-12-10 17:12:00

Namazın niteliği, vakti ve rekât sayısı!

 

Nitelik ve amaç:

Salatın/namazın niteliği, kalitesi, mahiyet yada Kur’an’ın istediği nedir?.

Salat/namaz hususunda Kur’an’ın üzerinde durduğu konu vakit yada rekat sayısı değil! Niteliktir. Süreklilik, samimiyet/içsellik, huşuu ve huduu, maddi ve manevi temizlik, tazim saygı, bağlılık vb..

 

Namaz gösterişsiz olmalı!!!  Âdemoğlu sinesinde barındırdığı her türlü endişeyi kaygıyı ve güvensizlik duygusunu itminan edeceği, Müslüman’ın İlahıyla olan özel bağı, sükûn bulabileceği, yalnızlığını paylaşacağı, alacağı önemli kararları, içindeki fırtınaları, acıyı kederi derdi kasaveti sunacağı ve arada hiçbir engel olmadan Rabbine götürecek en yakın mesafe namazdır. “Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir.”  2/153

 

 

Aşkın olanın hiçbir mekan veya zaman sınırlaması yapmadan her an kulunu davet ettiği, müthiş bir hediyedir namaz. “..Allah anıldığında yürekleri titreyen..”8/2

 

Sevinçlimi sin, yoksa sıkıntılımı, içinden çıkamadığın bir sorunun mu var, yada kimseyle paylaşamadığın bir sırrın, bir ayıbın mı var, beklide huzur arıyorsun, ne bileyim, insana dair ne kadar erdem veya zaaf varsa say sırala, Rabbimiz çağırıyor ve bize değer veriyor;  “..Sen onları rüku eder, secdeye kapanır halde görürsün. Allah'tan bir lütuf ve hoşnutluk ister dururlar. Görünüşlerine gelince, yüzlerinde secde eseri-izi vardır. Bu onların Tevrat'taki nitelikleri. İncil'deki nitelikleri de şöyle: Tıpkı bir ekin ki filizini çıkarmış, o filizi kuvvetlendirmiş. Filiz kalınlaştı, gövdesi üzerine dikildi. Ziraatçıları da imrendirir/hayran bırakır bu ekin..” 48/29

(2/3,177 - 5/12 - 6/92 - 8/2,3 - 9/71 - 17/110 - 22/35,41 - 23/2 - 31/4 - 35/29 - 70/22,23,34)           

 

Allah’ın kulların yaptığı ibadetlere ihtiyacı yok, kullarında fazla yada eksik kılmasıyla dereceleri yükselmez. Allah gönderdiği mesaja, kulların ne kadar önem verdiğine ve yaşantılarına ne kadar aktardığına bakar.

 

İşte bunun içinde sıklıkla kendisinin anılmasını ister. Her an Allah’ı anın ki doğru iş tutasınız, hayatınızın merkezinde Allah olsun, insan sosyal bir varlıktır, ünsiyet/yakınlık kurduğu için “insan” adını almıştır, hayatı etrafındaki her varlıkla dolaysıyla diğer insanlarla ilişki içerisindedir. Eşiyle, çocuklarıyla, akrabalarıyla, komşularıyla, arkadaşlarıyla, okulda, işte, sporda yaşadığı toplumda hayatın her alanında ilişki içerisindedir. Müslümanların bu ilişki yumağının merkezine Allah’ı koymaları istenmektedir. Merkezde kimin olduğunu hatırlamak için de belli vakitlerle namazını hayşiyetle, samimiyetle ve yüreğinin derinliklerinden gelen bir istekle ifa etmesi gerekmektedir.

 

Amacı imanı tazelemek, 8/2,3,4 ahlakı zinde ve dinamik tutmak, 29/45 – 107/1-7 sosyal olarak Müslümanlarla ortak birliktelik oluşturmak 2/43,125 – 3/43 – 5/55 cemaat ruhunu zinde tutmak ortak mekanlarda bir araya gelmek. 2/125 - 22/25,26,27

 

Hülâsa namazın vakit yâda rekât sayısının çokluğu değil, niteliği önemlidir.   

 

 

 

Vakti:

Vakitlerle ilgili ayetler, 11/114 – 17/78,79 – 20/ 130 - 24/58 – 30/17,18 -50/39,40 -  

Rekatlarla ilgili ayetler, 4/101,102,103

Vakit konusunda iki görüş üç uygulama vardır.

Görüşler:

1.)       Görüş “Beş vakit” diyenler: Sabah, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı

2.)       Görüş “Üç vakit” diyenler: A) Sabah, öğlen ve akşam B) Sabah, akşam ve gece

Uygulamalar:

1.)       Beş vakit’i zamanında kılmak.

2.)       Beş vakit’i cem/birleştirerek üç vakitte beş kılmak.

3.)       Üç vakit’i zamanında kılmak.

 

Rekâtların sayısına gelince, uygulama malumunuzdur, birde rekâtların sayısının iki olduğunu söyleyenler vardır.

Bu görüşlere Kur’an ne diyor? Üç vakit ve iki rekât diyenlerin Kuransal delilleri daha fazla görünüyor, ama beş vakit kılanların da zarar ettiği söylenemez.

Peki, namaz meselesinin Kur’an’da neden sınırları kalın hatlarla çizilmemiş?

1.)       Neden zaten o toplumda uygulanan bir mesele olduğu için, bazı düzenlemeler yapıldıktan sonra aynen devam edin tarzında olmuştur.

2.)       Neden Allah vakit ve rekât sayısına yani kemiyete değil keyfiyete önem vermiştir.

3.)        Neden ise asgari vakit (3) ile asgari rekât (2) sayılarını emretmiş, bundan fazlasını kullara bırakmıştır. Çünkü insanların sosyo-psikolojik durumları aynı değil, insanlar çeşit çeşittir, duygusal, mantıklı, kuralcı, titiz, tembel, çalışkan vs.. vs.. zaten Kuran’da da bunun izlerine rastlamak mümkün ör: “..hasta yada su bulamamışsanız teyemmüm edin..”  4/43-5/6“..ölmeyecek kadar yiyin..” 5/3 “..korku halinde namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur..” 4/103 vb.. ayetlerden de anlıyoruz ki hayatın her zorluğu düşünülerek asgari miktarda yani 2 rekat 3 vakit yeterli görülmüştür. Ama bu fazla kılınmaz anlamına gelmemeli, bakın “..sana has nafile olarak gecenin bir kısmında kalk..”  “umulur ki rabbin seni övülmüş bir makama çıkarır..” 17/79 yani asgari olanın dışında Rabbine niyazda bulana bilirsin ve üstelik bu senin Allah katında değerini yükseltir.

 

 

Tarih kitaplarında, Resulullah’ın vahiy gelmeden önce beş vakit namaz kıldığı ve Kur’an tamamlandıktan sonrada aynı şekilde devam ettiğine yer vermektedir. Şahsen bende üç vakit iki rekat olduğuna kanaat etmeme rağmen beş vakit namazıma devam ediyorum çünkü fazladan kılma imkanım el verdikten sonra benim için çok faydalı bir ibadettir.

Not: Kesinlikle namazın kazası yoktur.

 

Allah ihlasla kıldığımız namazlarımızı kabul buyursun.

 

 

1137
0
0
Yorum Yaz