Mucize (3/9)

2007-09-06 15:45:00

“İşte böyle, onları buldurduk, Allah’ın vadinin gerçek olduğunu ve Saat konusunda kuşku olmadığını bilmeleri için.”

 

“Buldurduk”, yani gafil oldukları şeyi onlara öğrettik. (14) Mağarada kalanlar, Allah’ın vadinin gerçek olduğunu zaten bilmektedir. Bunu öğrenecek olanlar putperestlerdir. O zaman, “Allah’ın vadinin gerçek olduğunu bilmeleri için onları o topluma haber verdik” demek olur. Kıssanın Kur’ân’daki “gerçek anlatım”ı işte bu buluşma ile son bulmuştur.

 

Bu tafsilden sonra yine (İz) edatıyla başlayan yeni ve son bölüm gelir. Burada sadece kıssanın efsane şekline işaret edilmiş; sonraki zamanlarda yaşayan kimselerin, o gençlerin sayıları, mağarada kalış süreleri ve onlar anısına yapmak istedikleri şeyler üzerine tartışmışları konu edilmiştir.

 

Burada dikkat çeken en önemli husus ise, Kur’ân’ın bu tür amaçsız yakıştırmaları sadece naklettiği, fakat asla tasdik etmediğidir.

 

O zaman bu son noktada şu tespiti yapmamız kaçınılmaz olur. Üçüncü bölümde gençlerin gerçek olarak tafsil edilen kıssalarının satır araları, çoğu zaman mucizeleştirme gayretleriyle, dördüncü bölümden çalınan efsanevi unsurlarla doldurulmaktadır. Bu, elbette Kur’ân’ın hidayetini ters yüz etmeye yönelik bir alışkanlıktır. Bu yazının asıl amacı da, işte bu alışkanlığı sorgulamaktır.

 

Son yüzyılda, Filistin’de Ölü Deniz yakınlarındaki Kurman köyünün harabelerinde 1947 yılından itibaren yapılan kazılar, bir mağarayı gün ışığına çıkarmıştır. (Nitekim sahabe ve sonraki nesle dayanan rivayetler de Kur’ân’da anlatılan bu olayın meydana geldiği yerin Akabe ve Filistin arasında olduğunu göstermektedir.)  Mağarada bir mutfak, toplantı odaları, derslikler ve bazı yazmaların saklandığı bir kitaplık olduğu tespit edilmiştir. Birisi “Bakır Tomar” olarak bulunan yazmalar, Mukaddes Kitap nüshaları ve tefsirleridir. (Kur’ân’ın bu inançlı gençlere verdiği Rakîm ehli/Yazıcılar adı, tam da bu manzarayı resmediyor gibidir.) Kalıntılar bunların sahiplerinin M.Ö. III. ile I. asır arasında orada yaşayan “Essen” tarikatı mensupları olduğunu göstermektedir. Onların el sanatlarıyla uğraştıkları, mağara önündeki vadiyi ekip biçtikleri, tek aile gibi yaşadıkları için büyük bir hazine biriktirdikleri bilinmektedir. (15) Esseniler'in öteki hayata inançlarının çok kuvvetli olduğu, yiyecekler konusunda çok titiz davrandıkları, yemeklerinde ve ibadetlerinde özel elbiseler giydikleri de bilinenler arasındadır.

 

Bütün bu unsurlar, kıssanın Kur’ân’daki muhtevasına uygun düşmektedir. Bu nedenle çağdaş âlimlerimizden M. Esed ile M. Hamidullah, Kur’ân’da kıssaları anlatılan Mağara ehlinin Essen tarikatı üyeleri olabileceğini söylerler.

 

Bilen Allah’tır.

 

 

____________________

 

1) Kehf 18/9.

2) Taberî, Tefsîr. Ayrıca bkz. Ekrabu’l-Mevârid. Kelimenin anlamı için bkz. İnşikak 83/9,20.

3) Zemahşerî, Keşşâf. El-Fîrûzâbâdî, el-Kâmûs.

4) İbn Aşûr, et-Tahrîr.

5) Bkz. Muhammed Esed.

6) Halîl, Kitâbu’l-Ayn. Ayrıca bkz. E. Hamdi Yazır.

7) Âl-i İmrân 3/164. Furkân 25/51.

8) Kasas 28/10. Enfâl 8/11. Zemahşerî, Esâsu’l-Belâga. İbrâhim el-Yazıcı, Nec’atu’r-Râid.

9) Gâfir 40/4. Bkz. Hadislerde “Taklîbu’l-Hasâ”.

10) En-Nîsâbûrî, Tefsîr.

11) El-Kuşeyrî, Tefsîr.

12) El-Âlûsî, Ruhu’l-Meânî.

13) Ferrâ’nın yorumu için bkz. Râzî, Tefsîr.

14) İbn Âdil, Tefsîru’l-Lübâb.

15) Robert Chaney, Antik Çağdan Günümüze Kadar Esseniler


25.8.2007

15
0
0
Yorum Yaz