Kuran’da Evrim/tekamül!…yada..(4)

2008-01-01 23:39:00

 

 

 

Bitki ve hayvanlar

 

 

Canlılık varlık âlemine gelirken nasıl bir yasanın rotasını izlemiş ve boy göstermiştir, hangi canlı varlık, ne tür bir yol izlemiş, hangi merhalelerden evrelerden geçirilmiştir; bakteriler, yosunlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar, varlık âlemine gelirken nasıl bir seyir izlemiştir?

İnsanın yaratılışıyla ilgili kimler doğru söylüyor!?

Canlılar varlık âlemine, evrimleşerek mi geldi, yoksa başlangıçta her canlının atası ayrı ayrı yaratıldı ve türedimi?

Tarih boyunca tek Tanrı inancına sahip olanlar (theist), doğrumu anladılar kendilerine gelen vahiy ve dolaysıyla canlı varlıkların, bunun içinde de insanın yaratılışını!?Evrim teorisini ortaya atanlar, canlılığın evrimleşerek bu güne geldiği iddiasında yanılıyorlarmıydı? Böyle bir düşünce ortaya attıkları için, Allah’ı inkâr mı ediyorlardı? Yoksa bu teoriye ateistler sahip çıktıkları için böylemi anlaşıldı?

Evrim doğruydu da, din adamları yanlış mı anladılar? Belki de ilahi hitabın bu yönünü derinlemesine anlamak için bilimin bu günkü seviyeyi yakalaması gerekiyordu. Acaba yeniliklere, dolaysıyla teknolojiye ve bilme yetişemediler mi?

Soruları çoğalta biliriz, fakat gerçeğe müspet yâda menfi bir etkisi olmayacaktır. Bu soruların daha önce sorulup cevabı aranması gerekirdi. Neden sorulmadı? bilim adamları neden bu konuda dinin ne dediğini incelemedi vs..vs .. Elbette bunların nedenlerin sonuçlarını burada tartışmayacağız, biz gerçeğin, sadece gerçeğin peşine düşeceğiz ve gerçeği ortaya çıkarmaya çalışacağız inşallah.

Müslümanlar birçok konuda olduğu gibi bu konuda da (yaratılış yasaları, evrim) aynı hatayı yapmışlardır. Gelişen yeniliklere bigâne kalmışlar, kendini sürekli yenileyen hayatın temposuna ayak uyduramamışlardır.

Teknoloji ve bilim geliştikçe hayatın sorun ve problemleri de hızla gelişip değişmişti, fakat maalesef içtihatlar (yeni yorumlar) aynı oranda yenilenip gelişmemişti ve modern hayatın getirdiği sorun ve problemlere cevap veremez hale gelmişlerdi.

Oysa ilahi hitabın serüveni ilk inen vahiyden son inen vahye kadar hep hitabını geliştirerek, basitten daha bir şümullü ve kapsamlı olmaya doğru yelken açmıştır. Çünkü insanlık gelişme gösterdikçe vahiyde o oranla gelişerek yenilikler ortaya koymuştur. Kuran’ı gereği gibi okuyanlar iyi bilirler ki; bilim, teknoloji, geliştikçe, Kuran’ın ilk indiği günden bu güne kadar anlam alanı gelişmiş ve genişlemiştir.

Kuran’ın bazı ayetleri, bilim gelişme gösterdikçe, yeni keşifler yapıldıkça daha iyi anlaşılmıştır. İlk zamanlar yaratılış serüveninin evrim olduğunu Kuran’dan çıkarmak mümkün değildi, öyle ki bunun için bilimin ilerlemesi gerekiyordu, ama şimdi bilim yaratılışın seyrini keşfetmiş, ilahi hitabın yaratılışla ilgili söyledikleriyle, bilimin yaratıklar üzerindeki keşfi örtüşür hale gelmiştir.

Canlılığı oluşturacak atomlar, yıldızdan kopan dünyamıza ya kendisiyle birlikte, yada sonradan süper nova yıldızlarının patlaması sonucu uzay boşluğuna dağılan ve oradan da gezegenimize düşen gök taşlarıyla geldi.

Her halükarda canlılığı oluşturan atomlar, “MÂRİCİN” ateşinden süper nova yıldızların yüksek enerjisinden yaratıldı ve gezegenimize geldi.

Yanardağ püskürmeleri dev bulutlar şimşekler/yıldırımlar yıllarca yağan yağmurlar canlılığı oluşturacak ana bileşenleri oluşturuyordu. Zincirleme evrim/tekâmül gelişe gelişe dünyayı canlılığa hazır hale getirdiler: Yanar dağlar su kabarcıklarını gökyüzüne gönderiyor, dev bulutlar yıllarca yağmurlar yağdırıyor, okyanusları oluşturuyordu. Bu oluşum çok uzun yıllar devam etmiş, dünyanın 4/3 sularla kaplanmasına neden olmuştu.

“Görmedin mi, Allah, bulutları sürüyor, sonra onları kaynaştırıp iç içe sokuyor, sonra onları birbiri üstüne yığıyor. Nihayet, onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onunla dilediğini çarpıyor, dilediğinden de onu yan geçiriyor. Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek. Allah, geceyle gündüzü evirip çeviriyor. Gözleri olanlar için bunda elbette bir ibret vardır.” (24 Nur 43,44)

Yaşamı oluşturacak mayalanma başlamıştı. Suyun da yardımıyla yıldızların göbeğinde oluşan karbon atomu, canlanmayı oluşturacak diğer atomlarla birleşerek, göletlerde, kıyılarda vb. yerlerde balçık/çamur içlerinde yaşamı oluşturacak kimyasal bileşenler meydana getiriyordu.

“O küfre sapanlar görmediler mi ki gökler ve yer bitişik idi, biz onları ayırdık. Her canlı şeyi sudan oluşturduk. Hala iman etmeyecekler mi?” (21 Enbiya 30)

“Tüm yaşayan canlılarda karbon atomu temel maddedir. Karbon bileşenleri dünyada değişik şartlar altında katı, sıvı veya gaz halinde bulunur. Karbon atomu sayı bakımından dörde kadar diğer atomlar ile bağ kurabilen özgün bir atomdur. Böylece karbon katı mineraller, bitki ve hayvanlar gibi yumuşak organizmaların oluşuna yardımcı olur.Ayrıca suda erir veya dünyanın her tarafına havada gaz şeklinde dağılır. Böylece dünya üzerindeki organik varlıkların bulunmasına neden olur. Karbon atomları, canlılar, okyanuslar, atmosfer ve yer kabuğu arasında sürekli olarak taşınır. Bu taşınım karbon döngüsü olarak bilinir. Karbon molekülleri dünya var olduğundan beri defalarca tekrar tekrar kullanılmıştır. Örneğin, bugün vücudunuzdaki bir karbon atomu, yüzyıllar önce bir bitkinin yanmasından ortaya çıkmış olabilir ve siz öldükten sonra fotosentez işlemi sırasında bir bitkinin parçası olabilecektir. “Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu :Tübitak Bilim Teknik

“Yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır. Ve insanın yaratılışına çamurdan başlamıştır.” (32 Secde 7)

Bilimi ve Kuran, hayatın başlangıcına nasıl bakıyorlar, paralel bir sondaj vurup bakalım, çamurdan yaratılış nasıl olmuştur?

Bilim ne diyor:

Ø Ateş topu olan dünyamız, yıllarca yağan yağmurlar neticesinde sert kayalıklı yer kabuğunu oluşturmuştur.

Ø Gece soğuktan gündüz sıcaktan etkilenip genleşen kayalar, çatlayıp ufalanıyor ve birtakım kimyasal reaksiyona uğrayıp havadaki nemle toprağa dönüşür ve böylece yeryüzü canlılığı bağrına basan kara toprakla doluyor.

Ø Suyla buluşan toprak balçık/çamur oluyor, sulak topraklar verimli olur.

Ø Yağmurlar çamuru göletlere, çukurlara taşıyor, yıldırımların yoğun bombardımanı altında, bir takım kimyasal oluşuma giriyor. Stanley Miller’in yaptığı deneyde de olduğu gibi canlılığın bileşenleri oluşuyordu. Kur’an’da geçen ayetlerde de aynı şekilde kaya, toprak, çamur ve balçıktan süzülen özden yarattık diye geçer.

Kur’an ne diyor:

Ø Salsal (vurduğunda ses çıkaran sert kaya)15.26.28.33 – 55/14

Ø Turab (toprak)3/59-18/37-22/5-30/20-35/11-40/67

Ø Tin (Çamur/Balçık) 6/2-7/12-32/7-37/11-38.71.76

Ø Sülaletim min tiyn (çamurdan süzülen bir öz) 23/12-32/8

Nasılda örtüşüyorlar, çünkü bunlar Allah’ın ayetlerindendir. Biri Mushaf’ın (Kur’an) ayetleri, diğeri evrenin ayetleri. Her ikisi de Allah katındaki bir kitapta yazılıdır.

Allah sizi bir topraktan, sonra bir spermden yarattı; sonra sizi çiftler haline getirdi. O’nun ilmi dışında, bir dişi ne hamile olur ne de doğurur. Yaşayan bir varlığa daha çok ömür verilmesi de onun ömründen biraz azaltılması da mutlaka bir Kitap’a yazılıdır. Bu, Allah için gerçekten çok kolaydır. (35 Fatır 11)

Artık gezegenimiz yaşama hazır hale gelmiştir. Evrenin başlangıcından canlı varlıklara kadar olan tekâmül süreci, canlı varlıkların oluşmasına zemin hazırlamış ve artık canlılık için evrim/tekâmül süreci başlamıştır.

“Allah, tüm canlıları sudan yarattı. Onlardan kimileri karnı üzerinde yürür, kimileri iki ayaküstünde yürür, kimileri de dört ayaküstünde… Allah dilediğini yaratıyor, Allah her şeye kadirdir.” (24 Nur 45)“

Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.” (Nuh, 71/17)

Bakteriler, yosunlar, bitkiler ve hayvanlar varlık alemine yaratılmışlardır, artık varlar. Bizim bakışımızla fark edemeyeceğimiz şekilde yavaş ilerleyen tekâmül sürece, artık bir noktaya gelmişti, canlılık vardı ve dolaysıyla insan sahneye çıkıyordu.

Andolsun, biz insanı; kuru çamurdan, değişken-cıvık bir balçıktan yarattık.

Cann da önceden, “semum” (içe işleyen, gözeneklerden geçen, derilere nüfuz eden) ateşten yarattık.

Hatırla o zamanı ki Rabbin meleklere, “ben, kupkuru bir çamurdan, değişken, cıvık balçıktan bir insan yaratacağım” demişti.

“Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın.

“ Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler. İblis müstesna. O, secde edenlerle beraber olmaya karşı çıktı. (15 Hicr 26-31)

Hani Rabbin meleklere şöyle demişti: “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.”

“Onu kıvama erdirip içine ruhumdan üflediğimde, önünde secde ederek eğilin.

“ Meleklerin tümü, toplu halde secde ettiler.

İblis etmemişti. O, kibre sapmış ve inkârcılardan olmuştu. (38 Sad 71-74)

 

129
0
0
Yorum Yaz