Kur’an, neden Arapça olarak indirilmiştir?

2011-09-18 16:41:00

Kur’an, neden Arapça olarak indirilmiştir?

 

12/Yusuf 2 Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.

 

Allah, seçtiği resulün ve toplumunun, kendi kullandıkları kavramları, kültürü, örfü, dili neyse, onlarla irtibatı onunla kurmuş, şikayetleri, sıkıntıları ve problemleri yine o toplumda yapılan adaletsizliği, zulmü ve haksızlığı bire bir çözmüştür.

 

42/Şura 7 Böylece şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer.

13/Rad 37 İşte biz o Kur'an'ı Arapça bir hüküm kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden sonra onların keyiflerine uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur ne de bir koruyucu.

                

Bize kadar, evrensel olarak gelmekle beraber, yerel problemleri de nasıl çözdüğünü göstermiş ve bize de nasıl çözüm getirmemiz konusunda örneklik sunmuştur.


Kuran ilk inen toplumun sorunlarına çözüm getirirken, sonradan gelenlerin,


Kuran’ın nasıl anlaşılmasının önünü açmış ve sorunlara nasıl çözümler getirdiğinin örneğini sunmuştur.

39/Zumer 28 Bunu, eğri-büğrüsü olmayan Arapça bir Kur'an olarak indirdik ki, korunup sakınabilsinler.

 

Şimdi kuran bize evrensel olarak gelmiş ve şunu anlatmaktadır, kurana bakın ilk inen toplumu tanıyın, o toplumu tanıyın kuranın sorunlara nasıl çözüm getirdiğini öğrenin, Kuran’ı öğrenin, ilk muhatap aldığı toplumun, sonra gelenlerin, daha sonra gelenlerin ve sizin problemlerinizi ayrı ayrı nasıl çözüm getirdiğini müşahede edin.

 

özetlersek kuran evrensel bir kitap olmasına rağmen ilk muhatap aldığı toplumu es geçmemiş onların mesellelrine çözüm getirmiştir. Çünkü Kur’an Allah’ın kelamıdır.

 

16/Nahl 103 "Ona bir insan öğretiyor" biçimindeki sözlerini elbette biliyoruz. Amaçladıkları kişinin dili yabancıdır, bu ise apaçık Arapça bir dildir.                                

20/Taha 113 Biz onu işte böyle, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onun içinde tehditleri türlü ifadelerle sıraladık ki korunabilsinler, yahut da Kur'an onlara yeni bir hatırlatıcı/hatırlatma sunsun.


41/Fussilet 3 Bilen bir topluluk için, Arapça bir Kuran olarak ayetleri açıklanmış bir kitaptır.

 

43/Zuhruf 2,3 O ayan-beyan bilgi veren Kitap'a yemin olsun ki, Biz onu akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an yaptık.


41/Fussilet 44 Onu yabancı dilde bir Kuran kılsaydık, "Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" diyeceklerdi. İster yabancı dil, ister Arapça olsun, de ki, "O, inananlar için (dilleri sözkonusu olmaksızın) bir rehber ve şifadır. İnanmıyanların ise kulaklarında ağırlık vardır. Onlara sanki uzak bir yerden sesleniliyor gibi onlara kapalıdır.”     

 

Allah her kavme, kendi içlerinden seçip, onların dilini, örfünü, sosyal yapısını, geleneklerini, tarihi arka planını ve toplumun hassasiyetlerini, ( neyi sevdiklerini neden nefret ettiklerini) iyi bilen, toplumu iyi tanıyan, resuller göndermiştir.


Bu resuller gönderildiği toplumların, kendisini ve getirdiği mesajı iyi anlaması için, dertlerini ve sorunlarını, karakteristik yapısını bilmesi ve problemlerine çözüm sunması ve en doğru olanı teklif etmesi gerekmektedir.

 

26/Şuara 186 "(Ey Şuayb) Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.”

 

Allah Resullerini gönderdiği toplumun içinden, genellikle orta sınıftan, fedakar, dayanıklı, avamdan birileri, halden anlayan, birer beşer olarak seçip tayin ediyordu.


59/Haşr 21 Bu Kuran'ı bir dağın üzerine indirseydik, ALLAH'a olan saygıdan ötürü onun titreyip paramparça olduğunu görecektin. Belki düşünürler diye biz insana böyle örnekler vermekteyiz.                                                                                                                           

33/Ahzab 72 Biz sorumluluğu (sınanmayı) göklere, yere, dağlara sunmuştuk da onlar onu yüklenmekten çekinmişler ve kabul etmemişlerdi. Ancak onu insan yüklendi; o zalim ve cahil olmuştu.

 

Genellikle insanlık, Allah’ın gönderdiklerine karşı hep itiraz etmiş, kendi kafalarından geçeni ileri sürmüşlerdir.

 

17/İsra 93,94,95 "Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin. Ancak senin göğe çıktığına, okuyacağımız bir kitabı bize indirceğin zamana kadar, asla inanmayız." De ki: "Rabbimin şanı yücedir. Ben, insan bir resulden başka neyim ki?”

Kendilerine hak kılavuzcusu geldiğinde, insanların iman etmelerine, şöyle demelerinden başka birşey engel olmadı: "Allah, bir insanı mı resul gönderdi?"

De ki: "Eğer yeryüzünde doygunluğa ulaşmış melekler dolaşır olsaydı, elbette gökten onlara bir melek-resul gönderirdik.”         

                             

Allah’ın insanlığa halifelik Bakara30 verdiğinden bu güne kadar, sürekli mesaj olarak gönderdiği,  (her kavmin/medeniyetin kendi kullandığı dilde, kelimeler farklı söylense bile, mana itibarıyla aynı şeyi ifade etmekte olan) dinin adı İslam dır.

 

İlk inen vahiyden bu güne kadar, Allah’ın emriyle hep aynı melek ( vahiy meleği cebrail ) aynı kitaptan, ( levhi mahfuz )  dan, resullere Allah’ın  mesajını bir birinden  farksız olarak, her kavme/topluma kapasitesi ölçüsünde ihtiyacı kadarını  getirmiştir.                                     

Toplumlar geliştikçe, medeniyetlerin birbirlerine toplu akıl halinde bıraka geldiği, bilgi, bilim,  buluşlar, keşifler ve teknolojinin gelişmesi, geçmişten geleceğe doğru, insanlığın tekamülüne/gelişmesine yol açmış ve bu ölçüde son gelen resule kadar vahiy’de insanlığın konumunu göz önünde bulundurarak, o ölçüde hitabını  geliştirerek inmiştir.

 

“Hiç kuşkusuz, o Zikir'i/Kur'an'ı biz indirdik, biz; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz.”  Küllişeyinalim olan Allah, ilk nazil olan vahiyde bu ilkeyi koyar, bir daha resul göndermesine gerek olmazdı, fakat vahiye muhatap olacak insanlığın, kapasitesi buna hazır değildi,

Hatta kur’an ilk indiği dönemden bu güne kadar, her geçen gün biraz daha iyi ve kapsamlı anlaşılmaktadır.

 

Kur’an muhkemiyle, müteşabihiyle  aynı fakat insanlık gelişmeye devam etmektedir, gelişip tekamül ettikçe Allah’ın kelamını kendilerinden önceki toplumlardan daha iyi anlıyor ve gelmiş geçmiş dinler ve ideolojilerin tarihin çöplüğüne nasıl gittiğine şahit oluyorlar.

 

İnsanlık tarih süresi boyunca ne kadar çok hadiseye şahit olursa, Kuran’ın o kadar çok kapsamlı meselelere değindiğinin farkına varıyor, buda insanoğluna Kuran’ın anlam yelpazesinin daha kapsamlı ve geniş olduğu gerçeğini fark ettiriyor.

K ur’an’ın indiği dönemdeki hukuk sistemiyle şimdiki hukuk sistemi farklılıklar arzeder


5/Maide 48 Kur'an'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahit olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol (şeriat) ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşusun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.


Yukarıdaki ayettende anlıyoruz ki, toplumların gelişimine göre hukuk değişiyor, zaten Kur’an bir hukuk, anayasa kitabı değil, onlara ışık tutacak ve kaynaklık edecek bir kitaptır.

                                 

2643
0
0
Yorum Yaz